Linux Masaüstü Son Durum

Merhaba,

Öncelikle bu yazının kişisel görüşlerimi içeren uzun bir yazı olacağını belirtmek isterim. Hazırlıklı olun. :)

Başlangıç

Her zamanki gibi eve gelip bilgisayarımı açtım. Bir kaç ay önce bilgisayarıma Debian yüklemiştim. Debian yüklememin sebebi kararlılık konusunda verdiği güvendi tamamen. Ancak kararlılığın getirdiği bazı dezavantajlar var tabi ki. Debian Stable deyince insanların aklına ilk gelen şey olan eski sürüm kullanımı mesela. LibreOffice ile uğraştığım için eski olsun sağlam olsun mantığında ilerleyip, yüklemiştim Debian’ı. Kararlılık konusunda bir sıkıntım yok elbette. Ancak Fedora’da oluşturduğum ortamı kaybettim. Yeniden Kendime uygun masaüstünü oluşturmam gerekiyordu. Debian Stable’da GNOME 3.6 öntanımlı geliyordu. Malum sorunlar nedeniyle 8765389274812941648791764879162879804687913248129 tane eklenti kurup GNOME’u kullanılabilir yapmaya çalıştım. Sonra XFCE’yi denedim. Sonra KDE, Cinnamon olarak devam ettim. Şu an hala Debian kurulu ve KDE’yi en sık kullanıyorum. Fedora’da hazırladığım ortamı kaybettim ve bir kaç video izleyip gaza geldim. :) Sonra bu yazıyı yazmaya karar verdim. İleride bu yazıyı yazmama sebep olan durumu anlayacaksınız zaten.

Linux Masaüstü, Dağıtımlar ve Son Durum

Pardus’tan beri sürekli farklı dağıtımlar denedim, farklı masaüstü ortamları denedim. Hatta Özgür Penguen için bu konuda bir sunum bile yaptım. Her dolaştığım noktada farklı sorunlar, eksikler buldum. Artı yönler de var tabi ki hepsinde. Ancak kendimi ait hissettiğim bir dağıtım, masaüstü ortamı arayışım tam olarak çözümlenmiş değil. Yazının amacı da benimle aynı arayışa girmiş insanlar için bir yol gösterici niteliğinde olur diye umuyorum.

Benim için bir bilgisayarımı açtığımda beni bekleyen ortamın güzel görünmesi önemli. Aynı zamanda kullanılabilir olması da önemli zira üzerinde çalışmam da gerekiyor. Aşağıda bazı kriterlerimi yazdım. Amaca yönelik olarak sınıflandırdım. Onlara bir bakalım.

1 – Dağıtım Seçimi

Dağıtım seçimi duruma göre çok ciddi olabilecek bir konu. Duruma göre de o kadar önemli olmayabiliyor. GNU/Linux sistemleri UNIX tabanlı olduğu için her şey birbirinden ayrı parçalar halinde. Örnek olarak YouTube üzerinden bir video izlerken bilgisayarınızda bir sürü farklı program çalışıyor. Gelen videonun şifresini çözen video kodekleri, çözülmüş videoyu ekran kartına ve ekrana gönderen sürücüler, sesi çözen ve oynatan sürücüler, bu yazılımların donanımla bağlantısını sağlayan çekirdek vb. hepsi ayrı birer parça. İşlemi anlatırken terimlerde hata olabilir ama siz anladınız :) . Her parçayı ayrı ayrı ele aldığınızda oldukça iyi hatta çok iyi yazılımlar olduklarını görebilirsiniz. Ancak bu parçaları düzgün olarak birbirine bağlamak gerekiyor. Düzgün bağlanmayan parçalar tabi ki size sorun olarak geri dönüyor.

Dağıtımlar bu parça birleştirme işine farklı yaklaşımlarda bulunuyorlar. Amaca yönelik bir seçim yapmanız gerekiyor.

1.1 – İş istasyonu (Workstation):

İş istasyonu olarak kullanılacak bir bilgisayarda en önemli şey bilgisayarın işi yapabilmesidir. Yani olabildiğince az hata olması, kararlı olması önemlidir. Sistem çalıştığı sürece değişiklik yapmamak gerekir. Şahsi görüşüm Debian Stable, CentOS ya da RedHat gibi bir dağıtım kullanılması yönünde. Diğerlerini kullanmadım ama Debian’ı bu amaçla kullanmak için kesinlikle öneririm. Sürüm mekanizması çok başarılı bu konuda. Kararlı sürümler arasında 2 yıl gibi bir süre var. Ve sanırım yeni kararlı sürüm çıksa bile bir önceki kararlı sürüme destek verilmeye devam ediliyor bir süre daha. Yeni sürüm çıkmadan 6 ay kadar önce paketler donduruluyor ve sadece ciddi hata güncellemeleri ve güvenlik güncellemeleri alınmaya başlıyor. Bu da bugün kurduğunuz bir yazılımın en az 2 yıl boyunca aynı şekilde çalışacağını garanti ediyor. Güvenlik için gereken güncellemeleri de almaya devam ediyorsunuz.

Ancak Firefox(iceweasel) gibi bir yazılım için de güncelleme almayacağınızı unutmayın. Burada ufak bir dokunuşta bulunabilirsiniz. Kurduğunuz sistemin yıllarca çalışmasını istiyorsunuz ancak bazı paketlerin de güncel kalmasını istiyorsunuz. Bu durumda daha güncel ama daha kararsız depolardan paketleri kararlı sürüme yükleyebilirsiniz. Debian Wiki’de detaylı bilgi bulabilirsiniz. Burada benden bir not; Başka yazılımları üzerinde çalıştıran, başka yazılımların bağlı olduğu paketler için bunu yapmayın. Mesela KDE, GNOME gibi paketler için bunu yapmayın. Aynı şekilde gtk, qt paketleri için de bunu yapmayın çünkü Debian’ın sunduğu kararlılık o zaman bozulabilir. Ama Firefox, LibreOffice gibi paketler için güncel depoları kullanabilirsiniz. Diğer depolardan çektiğiniz paket sayısını az tutmaya çalışın.

Kurulum ve ayar işlemleri esnasında bilen birinin bulunması iyi olabilir. Bazı sürücüler kapalı olduğu için Debian depolarında değiller. Bunları etkinleştirmek için biraz teknik bilgi ve okuma gerekebilir.

1.2 – Ev kullanıcısı:

Kararlı ya da daha uç bir dağıtım kullanabilirsiniz. DistroWatch’taki önemli dağıtımlar kısmındaki herhangi biri sizin için uygun olabilir. Bilgi seviyenize göre istediğinizi seçebilirsiniz. Özelleştirme vs uğraşırım gibi bir isteğiniz varsa arch, gentoo gibi dağıtımlar sizin için iyi olabilir. Kolay yüklensin kolay kullanayım gibi bir şey istiyorsanız Ubuntu,Mint gibi bir dağıtıma yönelebilirsiniz. Fedora da sizi oldukça memnun edebilecek bir dağıtım.

2 – Masaüstü ortamı

Ve dananın kuyruğunun koptuğu yerdeyiz. Belirttiğim gibi benim için bazı kriterler var kendimi rahat hissetmem için. En önemlisi güzel görüntü. Daha sonra özelleştirme ve düzgün kullanabilme geliyor. Özelleştirme dediğinizde ilk aklınıza gelmesi gereken KDE. Ne kadar çok ağır görünse de aslında ağır değil. Size çok sayıda farklı masaüstü sunuyor. Hepsini yüklerseniz ve masaüstü efektlerine abanırsanız elbette ağır olacaktır. Ama sadece plasma masaüstü gayet güzel özellikle 4.10’da yapılan küçük dokunuşlar oynak bildirim ekranlarını kaldırıyor. Eğer Chakra gibi bir dağıtım kullanmıyorsanız gtk paketlerini yükleyip LibreOffice ve Firefox’un güzel görünmesini sağlayabilirsiniz. KDE’nin çok iyi özellikleri var ancak çok kolay ayarları bozabiliyorsunuz. Masaüstünde yaptığınız değişikliklerden bahsetmiyorum, o kısımda sistemi bozmanız zor. Ancak söz konusu Font’lar olduğunda bozup tekrar düzeltememe ihtimaliniz var. 1 – 2 dağıtım haricinde de KDE fontları düzgün olarak ayarlanmış gelmiyor malesef büyük dağıtımlarda. Ortalama bir kullanıcı KDE kullanmak istiyorsa Fedora ya da openSUSE görünüm işini gayet iyi hallediyorlar. Görünüm konusunda özellikle tema konusunda ise önerim KDE 4.10 kullanabileceğiniz bir dağıtım kullanmanız yönünde.

KDE diğer masaüstü ortamlarına da benzetilebiliyor. Bu çok iyi bir özellik ancak her dağıtımda aynı kalitede çalıştırılamaması sıkıntı oluşturabiliyor. Ama kesinlikle diğerleri arasında kullanılabilirlik açısından çok ileri seviyede. Ayrıca dağıtımların KDE’ye sevgi göstermemesi sebebiyle yeni kullanacak biri Mint’in KDE versiyonunu deneyebilir. Ya da yukarıda bahsettiklerimle biraz uğraşabilir.

KDE çok iyi ancak kendinizi ait hissettiğiniz bir ortamı oluşturmak için uğraşmanız gerekebiliyor. Bu da vakti olmayan biri için iyi değil. KDE’nin en güçlü olduğu özelliği malesef en zayıf yönü aynı zamanda. Gözümde en iyi masaüstü olarak kalıyor KDE ama şu karmaşıklık işini çözmeleri Linux masaüstünü kurtaracak hamle olabilir. Ancak şu haliyle yeni kullanıcıları korkutma potansiyeline sahip. Tarayıcıda Google gelmeyince korkup bilgisayarı kapatan biri için oldukça karmaşık.

GNOME için hiç iyi şeyler düşünmüyordum. Sonra 3.8 sürümüyle biraz toparladılar classic’i geri getirdiler ve yeni özelliklerle birleştirdiler çünkü. Ancak geliştiricilerin tavırları sayesinde tekrar tiksindim kendisinden. Terminal’in arkaplanını transparan yapmak isteyen kullanıcının açtığı hata kaydına çok güzel bir cevap verdiler. “NO”. Sonra kullanıcı yapılan saçmalığı başka sitelerde paylaşınca bugzilladan atıldı. Hatta bu olayı paylaşan herkesi atmaya başladılar. Sonuç olarak zaten kızgın olan insanları kızdırmaya devam ettiler. Ben de malesef bu gruptayım. Görünümde yaptıkları güzel şeyler olmasına rağmen kullanımın neredeyse imkansız bir masaüstü oluşturmaları beni benden almıştı. Üzerine bu çok güzel oldu çok da iyi oldu. Dolayısıyla bu durum değişmediği sürece GNOME’dan bir şey olmaz. Bence… Tabi daha sonra bu sözlerimden pişmanlık duyabilirim o ayrı konu :D

Cinnamon yeni bir kullanıcı için gelinebilecek en güzel ortamlardan biri. Kolay kurulum, kolay kullanım ve az sıkıntılı bir ortam. Kullanılabilecek en iyi ortamlardan biri. Biraz kalite eksiği var elbette. Ama daha çok yeniler umarım var olan şeyleri tekrar oluşturma olayını çabuk bitirip kendine has özellikler geliştirebilirler. Yoksa şu ana kadar yapılan işler boşa kürek çekmek olabilir. Bunun dışında çok genç olması sebebiyle benim için biraz zayıf ama listemde üst sıralarda.

Unity Canonical’ın kapalı geliştirme politikası sebebiyle oldukça canımı sıkmakla beraber yaptıkları işler oldukça güzel. Ubuntu öntanımlı olarak en güzel görünen masaüstü bence. Unity’yi gözönüne alıp ekranı tam ortadan dikine bölüp sol tarafa, başlatıcı simgelerinin olduğu tarafa bakınca tasarımla ne kadar uğraşıldığını anlayabiliyorsunuz. Aynı görüntüyü KDE ile elde etmek mümkün. Ancak görsel tasarımla uğraşan biri için hemen kavranabilecek bir değişiklik son kullanıcı için o kadar kolay olmayabiliyor. Tasarımcı bir logoya baktığında ışığın gelişi, gölgeler ve çeşitli adını unuttuğum efektlerin nasıl uygulandığını anlayabiliyor ancak son kullanıcılar daha çok logodaki şekil ve renklere odaklanıyoruz. Kendimiz aynı etkiyi yaratmaya çalışınca mutlaka eksik bir şeyler kalıyor. En azından benim için böyle. Üst paneldeki simgeler içinde aynı durum geçerli. Ancak ekranın sağ tarafında (çok bir şey yok aslında sağ tarafta) menülere tıklayıp dolaştığınızda font ve tema hariç o kadar uğraşılmadığını farkediyorsunuz. Canonical her sürümde ufak değişiklikler yapıp belli bir kaliteye ulaşmak istiyor anladığım kadarıyla. Apple’ın yaptığına benzer bir şey yapmaya çalışıyor yanlış anlamadıysam. Ancak açık geliştirilse çok daha hızlı devam edebilecek işleri kapatarak oldukça yavaş devam ediyorlar. Firefox OS ile Ubuntu Touch’ın hangisinin daha çok destek aldığını karşılaştırarak ne demek istediğimi anlayabilirsiniz. Kendi klavye kısayollarına alışırsanız kullanım sorunlarını da bir nebze aşabiliyorsunuz ancak bir KDE değil tabi ki.

LXDE-XFCE-MATE ortamlarına mecbur kalmadıkça yaklaşmıyorum. Tamamen güzel görünmeme ve özellik eksikliğinden kaynaklanıyor. Eski ya da yavaş bir makine varsa elbette çok iyiler. Aynı şekilde workstationlar için de çok iyiler çünkü sürümlerde az değişiklik oluyor. Özellikle MATE workstationlarda çok iyi bir tercih olabilir.

Karanlık Taraf

Windows tarafına baktığımızda ise Windows 8’in hipsterlar için üretildiğini görebilirsiniz. Çünkü klavye kullanırken bir anda ekrana dokunmanızı gerektirebilecek hareketleri mevcut yeni nesil dizüstülerde. Bu da daktilodaki alt satıra geçme ile aynı hareketi yapmanız anlamına geliyor.

Windows 7’de ise durum daha iyi tabi kullanıcı açısından. Hipster olmaya zorlanmıyorsunuz çünkü. Fontları ayarlayacak bir truetype yazılımı var ki bu görünüm sıkıntısını oldukça çözen bir olay. Güvenlik, hantallık vs gibi yazılımsal sıkıntıları çok fazla bildiğiniz gibi. Ancak görünümde bazı iyi olduğu yanları var. Aslında Linux masaüstünden tek farkı hazır olarak ayarlanmış gelmesi. Onun dışında ben artı bir yanını göremiyorum.

Mac’te yanlış bilmiyorsam her sürümde azar azar ufak tefek değişiklikler geliyor. Görünüm yıllardır çok ciddi bir değişiklik yaşamadı ve size oldukça az değişiklik yaptırıyor. GNOME ve Unity’nin örnek aldığı model bu.

Bunlar dışında ciddi bir artıları yok bence. Bilenler aydınlatırsa sevinirim tabi ki.

Değerlendirme

Linux masaüstü şu an paramparça olmuş durumda. Hangi masaüstü diye sorulursa şu diyebileceğim bir cevabım yok. Duruma göre masaüstü seçme durumundasınız. Bu hem iyi hem kötü. Diğerlerinin arasından sıyrılıp biraz daha öne geçen bir masaüstü olup farklı durumlarda kullanılabilecek masaüstleri yaşamaya devam ederse Linux masaüstünde yürür gider bence.

Canonical’ın ve GNOME’un yaptığı gibi inovatif yeni özellikler, Unity’deki gibi üzerinde uğraşılmış tasarım, KDE’dekine yakın bir özelleştirme, KDE’deki toplulukçu yaklaşım, KDE’deki kullanım kolaylığı birleşirse ortaya güzel bir sonuç çıkabilir.

Bunu başarabileceğini düşündüğüm masaüstü KDE. Caledonia gibi bir tasarım + önceden yapılandırılmış kolay geridönülebilir bir paket. Belki fontlar ve GTK uygulamalarının görünümü için de bir şeyler düşünülebilir. Bazı dönüşümlerin kolaylaştırılması da çok iyi olabilir. Mesela Unity’ye benzer bir görünüm için işler kolaylaştırılabilir.

Not: Yazıyı yazdıktan sonra uzunca bir süre taslak olarak bekledi.bu sürede küçük bir şey ekleyeyim. KDE istiyorsanız openSUSE diyorum. Üstelik fontları bozamadım :D. 1-click install gibi güzel özellikleri de var. Bir şans verilmeli mutlaka.

Fedora’da bir kaç ayar

Fedora’ya geçişim esnasında bazı ayarları ve yöntemleri internetten araştırmak zorunda kaldım. Genelde olduğu gibi burada da yeterli sayıda Türkçe kaynak yok.

Öncelikle Fedora’nın KDE özelleştirmesini(Fedora KDE Spin) kullanıyorum. Fedora 18’de yeni bir yükleyici kullanılıyor. Benim de dahil olduğum pek çok kullanıcı için sorun çıkardığı için Fedora 17 üzerinden güncelleme yaptım.

Nvidia Optimus gibi çift ekran kartı ya da Broadcom wireless kartınız varsa internette biraz daha arama yapın. Zira yazıda bu konulara ilişkin içerik yok.

Fedora 17’den 18’e güncelleme

Önce Fedora 17’nin .iso uzantılı kalıp dosyasını bulmam gerekiyordu. Fedora’nın Torrent sayfasından 64-Bit KDE olanını indirdim. Kalıp dosyasını USB ya da DVD’ye yazdırıp yükleme yapabilirsiniz. USB’ye yazdırmak için Unetbootin kullanabilirsiniz(Unetbootin ile ilgili Google’da arama yapabilirsiniz.). Fedora’yı yükledikten sonra GRUB önyükleyicisinde Ubuntu görünmemeye başladı bende. Kurulumdan sonra GRUB girdilerini elle kurtarmanız gerekebilir.

Fedora 17 sisteminizi güncelleyin. Arayüz üzerinden güncelleyebilirsiniz. Konsol üzerinden yapmak için :

su -c "yum update"

Güncelleme yeniden başlatma gerektiriyorsa yeniden başlatın.

Buradan sonraki işlemler veri kaybı riski taşımaktadır ve sorumluluk size aittir.Yedek aldığınızdan emin olun.

Fedora 18’e “FedUp” adlı bir program ile geçiş yapıyoruz. Bunun için “testing” deposundan uygulamayı yüklememiz gerekiyor. Konsoldan tek komutla bunu yapabiliyoruz.

su -c "yum --enablerepo=updates-testing install fedup"

FedUp yüklendikten sonra

su -c "fedup-cli --network 18 --debuglog fedupdebug.log"

Bu işlem internet üzerinden Fedora 18 paketlerini yükleyecek ve fedupdebug.log dosyasına bir kayıt tutacaktır. Bir hata oluşması durumunda bu log dosyasından yararlanabilirsiniz.

İşlem hatasız tamamlandıysa yeniden başlatın. GRUB önyükleyicisinde “System Upgrade” gibi bir girdi ve altında diğer işletim sistemleriniz görünecektir. “System Upgrade” girdisini seçince uzunca bir süre güncelleme yapacak ve sonunda yeniden başlatacak. Plymouth Arayüzünden çıkıp yapılan işlemleri görmek için bu esnada yön tuşlarını ya da “Esc” tuşunu kullanabilirsiniz.

Güncelleme tamamlanınca hala Fedora 17 açılıyorsa GRUB2’yi elle güncellemeniz gerekebilir.

Son olarak

su -c "yum distribution-synchronization --disablepresto"

EasyLife

easyLife paketi kurulum sonrası Flash Player, Kodek paketleri, sahipli ekran sürücüleri vs gibi paketleri içeren depoları açan ve seçtiğiniz paketleri yükleyen bir araç. Kendi sitesinden Fedora 18 paketini kurup buradan istediğiniz paketi yükleyebilirsiniz.

Kendi bilgisayarımda edindiğim tecrübeye dayanarak, çok fazla grafik işlemi gerektirecek bir uygulama kullanmayacaksanız Nvidia kartlar için sahipli sürücüye gerek olmadığını söyleyebilirim.

Bazı paketler

easyLife’ı bir kere çalıştırdıysanız kullanıcı depoları sisteminizde açılmış demektir. easyLife üzerinden istediğiniz paketleri kurduktan sonra kurmanızı önerdiğim bazı paketler var. eğer Sun Java’yı kurduysanız aşağıdan openjdk paketlerini çıkarabilirsiniz.

su -c "yum install gstreamer-plugins-bad gstreamer-plugins-bad-free-extras gstreamer-plugins-bad-nonfree gstreamer-plugins-ugly gstreamer-ffmpeg unrar java-1.6.0-openjdk java-1.6.0-openjdk-plugin yum-plugin-fastestmirror"

Paketleri arayüz üzerinden de kurabilirsiniz. Kısaca açıklayacak olursam bu paketlerden gstreamer – ön ekine sahip olanlar kodek paketleri , unrar .rar paketlerini açabilmek için gereken paket yum-plugin paketi de en hızlı sunucuyu otomatik bulan bir eklenti.

Ayrıca LibreOffice, Firefox önceden yüklü gelmiyor. bu paketler için elle yükleme yapmanız gerekiyor. Müzik oynatıcı olarak Clementine ve video oynatıcı olarak VLC’yi önerebilirim. Tabi ki burası sizin zevkinize kalmış.

Görünüm

Bu kısıma kişilerin tercihine kalmış tabi ki. İstediğiniz gibi panellerin, widget’ların yerini değiştirip kendi masaüstünüzü ayarlayabilirsiniz.

Kendi bilgisayarımda geleneksel çizgiye yakın özelleştirmeler yaptım. KFaenza simgeseti, SlimGlow masaüstü teması ve Forman pencere dekorasyonu kullanıyorum. KFaenza’yı kullanıcı depoları eklendikten sonra depolardan kurabilirsiniz.

Sonuç

masaüstü1 masaüstü2

Kullandığım kaynaklar:

http://cristalinux.blogspot.com/

https://fedoraproject.org/wiki/FedUp

http://www.dedoimedo.com/computers/fedora-17-kde.html

Fedora’ya Geçiş

2 yılını doldurmak üzere olan Linux maceramda farklı dağıtımlar kullandım. Kimisi mecburi, kimisi farklı tatlar almak için yaptığım denemelerdi. Kimisi sadece denemek için oldu kimisinde uzun zaman geçirdim. En çok Pardus ve Ubuntu’da vakit geçirdim. Pardus ilk tanıştığım Linux dağıtımıydı. Pek çok şeyi öğrendiğim dağıtım Pardus’tu. Ubuntu’da vakit geçirmemin sebebi ise daha “stabil” bir dağıtım olmasıydı.

Ubuntu’dan Fedora’ya geçişimin birkaç sebebi var. Bunlardan biri Ubuntu’nun Özgür Yazılım olayını geri plana atmaya başlaması. Özgür alternatifi olmayan yerlerde mecburen kapalı kaynaklı yazılımlar kullanabiliyorum. Ancak Özgür versiyonu işimi görüyorsa kapalısını tercih etmiyorum. Fedora, Ubuntu’ya göre Özgürlüğü önplana çıkaran ve önemseyen bir dağıtım. Hatta kendi depolarında kapalı yazılımları barındırmıyor.

İkinci sebebim ise kararlılık. Geliştirdiğim yazılımlar yavaş yavaş farklı gereksinimlere ihtiyaç duymaya başladıkça kararlılık benim için önemli olmaya başladı. İki pencere arasında geçiş yaparken masaüstünün çökmesi gibi sorunlar konsantrasyonunuzun ciddi anlamda dağılmasına sebep olabiliyor. Bu da istenmeyen bir durum haliyle.

Üçüncüsü ise kullanışlılık. Unity ile sürükle bırak işlemi için bile birkaç takla atmak gerekiyor. Benzer sorunlardan dolayı masaüstü ortamı olarak KDE’ye geri döndüm.

Kubuntu, Chakra, Arch veya başka bir dağıtımda KDE kullanabilirdim ancak daha az konfigürasyon gerektirecek ve KDE’nin düzgün çalışacağı bir dağıtım kullanmak istedim. Diğer seçeneklerim arasında Fedora önplana çıktı böylece.

Geçiş esnasında ise Firefox, Thunderbird, VLC, LibreOffice paketlerini, yüklü gelen ve aynı işi yapan paketlerin yerine yükledim. Kullanıcı depolarından Flash Player, Görünüm özelleştirmesi için gerekli paketler ve birkaç kodek dışında pek paket yüklemedim. Birde Fedora 18’in yükleyicisi biraz sorun çıkardığı için Fedora 17 üzerinden 18’e geçiş yaptım.

Şimdilik yazılım geliştirmeye başlamadım. Sorunlarla karşılaşırsam çözümlerini burada paylaşırım.

Linux’a Göç Hazırlıkları

Şu aralar yazabileceğim çok fazla teknik konu olmadığından son girdilerde daha çok genel kavramlar üzerine yazdığıımı görebilirsiniz. Daha sonra işlerin biraz daha karmaşık hallere girdiği yazılar bulabilmeniz mevcut. Henüz başarılı bir çalışmam olmasa da LibreOffice “EasyHack” leri üzerinde biraz araştırma yapıyorum. Bu konuda ilk etapta öğrendiğim basit şeyleri yazabilirim. Ama bu girdi de genel kavramlar üzerine olacak başlıktan anlaşıldığı gibi. Biraz tespit ile başlayalım.

Evindeki, işyerindeki bilgisayarı sadece gazete okumak, müzik dinlemek ve Facebook benzeri sosyal medya sitelerine girmek için kullanan çok sayıda insan var. Özellikle bir bilgisayar satıcısına gidip toplama ve uygun fiyatlı bir bilgisayar alarak bu işleri yapmak oldukça yaygın bir yöntem. Büyük bilgisayar firmalarından hazır kasalar alınmadığı sürece Türkiye şartlarında büyük ihtimalle içerisine yüklenen işletim sistemi korsan olacaktır. Hatta ofis programlarının yüklenmesini isterseniz ve bu programlar da büyük ihtimalle korsan olacaktır. Özellikle işyerinde korsan kullananların başı ağrıyabilir daha sonra. Baş ağrıtmasından daha önemlisi korsan yazılım kullanılması suçtur. Dizüstü bilgisayarlar yada hazır alınan kasalarda ise yazılımın lisans ücretini zaten ödemiş oluyorsunuz.

Yazılıma para vermek istememeniz gayet normal çünkü sadece internette gezinmek, müzik dinlemek, film izlemek için bir sürü para vermek çok mantıklı değil. Tabi özgür yazılım kavramıyla tanışıp geçiş yapmak istiyor da olabilirsiniz.

İşletim sistemini değiştirmek bilgisayar kullanmaya alışamamış bir kullanıcı için oldukça zor olabilir. Bundan önce yapılacak bir kaç işlem var. Önce daha önce şurada anlattığım gibi kullandığınız programları değiştirmeye başlayın. İşletim sisteminizi değiştirdiğinizde ne yapacağınızı şaşırmanızı engelleyecek en önemli şey budur.
Birde ingilizce bilmiyorsanız ve kendinize güvenemiyorsanız daha sonra kurulum esnasında yanınızda birini bulundurmanız gerekebilir. Oraya daha sonra geleceğiz.
Kullandığımız programları özgür olanlarıyla değiştirip kullanımlarına alışınca kendimize bir masaüstü ortamı seçiyoruz. Bilmeyenler için masaüstü ortamı bilgisayarınızı kullanırken gördüğünüz her yer olarak tanımlanabilir. Bu arada ben göç için Ubuntu’yu anlatacağım. Zira Wubi gibi çok güzel bir aracımız var. Wubi ile yapılan yükleme tam anlamıyla bir yükleme olmuyor ama bir ev kullanıcısı için ilk etapta çok işe yarayacaktır.

Masaüstü ortamı demiştik. Ben size Ubuntu’yu yüklemeyi anlatacağım bunun için Unity masaüstü ortamını öncelikli olarak anlatacağım. Ancak bunu daha sonraki bir yazıda yapacağım şimdilik burada bırakalım.

Bir şekilde bu yazıya denk gelip okumuşsanız ve ilginizi çektiyse ve yeni yazımdan önce biraz araştırma yapmak isterseniz anahtar kelimeleri vereyim.

“Özgür Yazılım”, “Ubuntu”, “Linux Mint”, “Linux”, “Wubi”

Türkçe Vikipediden biraz araştırmanız iyi olacaktır. Bu arada elinizi biraz daha kirletmek isterseniz “Linux Dağıtımları” diye arayıp nispeten daha az kullanıcı dostu bir sürü dağıtım bulabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: