GSOC ve yeni blog.

efegurkangsoc2013.wordpress.com

Summer of Code esnasında yaşadıklarımı burada anlatacağım. Koda girişmek isteyenler de ziyaret edebilir. Hem Türkçe hem İngilizce.

Linux Masaüstü Son Durum

Merhaba,

Öncelikle bu yazının kişisel görüşlerimi içeren uzun bir yazı olacağını belirtmek isterim. Hazırlıklı olun. :)

Başlangıç

Her zamanki gibi eve gelip bilgisayarımı açtım. Bir kaç ay önce bilgisayarıma Debian yüklemiştim. Debian yüklememin sebebi kararlılık konusunda verdiği güvendi tamamen. Ancak kararlılığın getirdiği bazı dezavantajlar var tabi ki. Debian Stable deyince insanların aklına ilk gelen şey olan eski sürüm kullanımı mesela. LibreOffice ile uğraştığım için eski olsun sağlam olsun mantığında ilerleyip, yüklemiştim Debian’ı. Kararlılık konusunda bir sıkıntım yok elbette. Ancak Fedora’da oluşturduğum ortamı kaybettim. Yeniden Kendime uygun masaüstünü oluşturmam gerekiyordu. Debian Stable’da GNOME 3.6 öntanımlı geliyordu. Malum sorunlar nedeniyle 8765389274812941648791764879162879804687913248129 tane eklenti kurup GNOME’u kullanılabilir yapmaya çalıştım. Sonra XFCE’yi denedim. Sonra KDE, Cinnamon olarak devam ettim. Şu an hala Debian kurulu ve KDE’yi en sık kullanıyorum. Fedora’da hazırladığım ortamı kaybettim ve bir kaç video izleyip gaza geldim. :) Sonra bu yazıyı yazmaya karar verdim. İleride bu yazıyı yazmama sebep olan durumu anlayacaksınız zaten.

Linux Masaüstü, Dağıtımlar ve Son Durum

Pardus’tan beri sürekli farklı dağıtımlar denedim, farklı masaüstü ortamları denedim. Hatta Özgür Penguen için bu konuda bir sunum bile yaptım. Her dolaştığım noktada farklı sorunlar, eksikler buldum. Artı yönler de var tabi ki hepsinde. Ancak kendimi ait hissettiğim bir dağıtım, masaüstü ortamı arayışım tam olarak çözümlenmiş değil. Yazının amacı da benimle aynı arayışa girmiş insanlar için bir yol gösterici niteliğinde olur diye umuyorum.

Benim için bir bilgisayarımı açtığımda beni bekleyen ortamın güzel görünmesi önemli. Aynı zamanda kullanılabilir olması da önemli zira üzerinde çalışmam da gerekiyor. Aşağıda bazı kriterlerimi yazdım. Amaca yönelik olarak sınıflandırdım. Onlara bir bakalım.

1 – Dağıtım Seçimi

Dağıtım seçimi duruma göre çok ciddi olabilecek bir konu. Duruma göre de o kadar önemli olmayabiliyor. GNU/Linux sistemleri UNIX tabanlı olduğu için her şey birbirinden ayrı parçalar halinde. Örnek olarak YouTube üzerinden bir video izlerken bilgisayarınızda bir sürü farklı program çalışıyor. Gelen videonun şifresini çözen video kodekleri, çözülmüş videoyu ekran kartına ve ekrana gönderen sürücüler, sesi çözen ve oynatan sürücüler, bu yazılımların donanımla bağlantısını sağlayan çekirdek vb. hepsi ayrı birer parça. İşlemi anlatırken terimlerde hata olabilir ama siz anladınız :) . Her parçayı ayrı ayrı ele aldığınızda oldukça iyi hatta çok iyi yazılımlar olduklarını görebilirsiniz. Ancak bu parçaları düzgün olarak birbirine bağlamak gerekiyor. Düzgün bağlanmayan parçalar tabi ki size sorun olarak geri dönüyor.

Dağıtımlar bu parça birleştirme işine farklı yaklaşımlarda bulunuyorlar. Amaca yönelik bir seçim yapmanız gerekiyor.

1.1 – İş istasyonu (Workstation):

İş istasyonu olarak kullanılacak bir bilgisayarda en önemli şey bilgisayarın işi yapabilmesidir. Yani olabildiğince az hata olması, kararlı olması önemlidir. Sistem çalıştığı sürece değişiklik yapmamak gerekir. Şahsi görüşüm Debian Stable, CentOS ya da RedHat gibi bir dağıtım kullanılması yönünde. Diğerlerini kullanmadım ama Debian’ı bu amaçla kullanmak için kesinlikle öneririm. Sürüm mekanizması çok başarılı bu konuda. Kararlı sürümler arasında 2 yıl gibi bir süre var. Ve sanırım yeni kararlı sürüm çıksa bile bir önceki kararlı sürüme destek verilmeye devam ediliyor bir süre daha. Yeni sürüm çıkmadan 6 ay kadar önce paketler donduruluyor ve sadece ciddi hata güncellemeleri ve güvenlik güncellemeleri alınmaya başlıyor. Bu da bugün kurduğunuz bir yazılımın en az 2 yıl boyunca aynı şekilde çalışacağını garanti ediyor. Güvenlik için gereken güncellemeleri de almaya devam ediyorsunuz.

Ancak Firefox(iceweasel) gibi bir yazılım için de güncelleme almayacağınızı unutmayın. Burada ufak bir dokunuşta bulunabilirsiniz. Kurduğunuz sistemin yıllarca çalışmasını istiyorsunuz ancak bazı paketlerin de güncel kalmasını istiyorsunuz. Bu durumda daha güncel ama daha kararsız depolardan paketleri kararlı sürüme yükleyebilirsiniz. Debian Wiki’de detaylı bilgi bulabilirsiniz. Burada benden bir not; Başka yazılımları üzerinde çalıştıran, başka yazılımların bağlı olduğu paketler için bunu yapmayın. Mesela KDE, GNOME gibi paketler için bunu yapmayın. Aynı şekilde gtk, qt paketleri için de bunu yapmayın çünkü Debian’ın sunduğu kararlılık o zaman bozulabilir. Ama Firefox, LibreOffice gibi paketler için güncel depoları kullanabilirsiniz. Diğer depolardan çektiğiniz paket sayısını az tutmaya çalışın.

Kurulum ve ayar işlemleri esnasında bilen birinin bulunması iyi olabilir. Bazı sürücüler kapalı olduğu için Debian depolarında değiller. Bunları etkinleştirmek için biraz teknik bilgi ve okuma gerekebilir.

1.2 – Ev kullanıcısı:

Kararlı ya da daha uç bir dağıtım kullanabilirsiniz. DistroWatch’taki önemli dağıtımlar kısmındaki herhangi biri sizin için uygun olabilir. Bilgi seviyenize göre istediğinizi seçebilirsiniz. Özelleştirme vs uğraşırım gibi bir isteğiniz varsa arch, gentoo gibi dağıtımlar sizin için iyi olabilir. Kolay yüklensin kolay kullanayım gibi bir şey istiyorsanız Ubuntu,Mint gibi bir dağıtıma yönelebilirsiniz. Fedora da sizi oldukça memnun edebilecek bir dağıtım.

2 – Masaüstü ortamı

Ve dananın kuyruğunun koptuğu yerdeyiz. Belirttiğim gibi benim için bazı kriterler var kendimi rahat hissetmem için. En önemlisi güzel görüntü. Daha sonra özelleştirme ve düzgün kullanabilme geliyor. Özelleştirme dediğinizde ilk aklınıza gelmesi gereken KDE. Ne kadar çok ağır görünse de aslında ağır değil. Size çok sayıda farklı masaüstü sunuyor. Hepsini yüklerseniz ve masaüstü efektlerine abanırsanız elbette ağır olacaktır. Ama sadece plasma masaüstü gayet güzel özellikle 4.10’da yapılan küçük dokunuşlar oynak bildirim ekranlarını kaldırıyor. Eğer Chakra gibi bir dağıtım kullanmıyorsanız gtk paketlerini yükleyip LibreOffice ve Firefox’un güzel görünmesini sağlayabilirsiniz. KDE’nin çok iyi özellikleri var ancak çok kolay ayarları bozabiliyorsunuz. Masaüstünde yaptığınız değişikliklerden bahsetmiyorum, o kısımda sistemi bozmanız zor. Ancak söz konusu Font’lar olduğunda bozup tekrar düzeltememe ihtimaliniz var. 1 – 2 dağıtım haricinde de KDE fontları düzgün olarak ayarlanmış gelmiyor malesef büyük dağıtımlarda. Ortalama bir kullanıcı KDE kullanmak istiyorsa Fedora ya da openSUSE görünüm işini gayet iyi hallediyorlar. Görünüm konusunda özellikle tema konusunda ise önerim KDE 4.10 kullanabileceğiniz bir dağıtım kullanmanız yönünde.

KDE diğer masaüstü ortamlarına da benzetilebiliyor. Bu çok iyi bir özellik ancak her dağıtımda aynı kalitede çalıştırılamaması sıkıntı oluşturabiliyor. Ama kesinlikle diğerleri arasında kullanılabilirlik açısından çok ileri seviyede. Ayrıca dağıtımların KDE’ye sevgi göstermemesi sebebiyle yeni kullanacak biri Mint’in KDE versiyonunu deneyebilir. Ya da yukarıda bahsettiklerimle biraz uğraşabilir.

KDE çok iyi ancak kendinizi ait hissettiğiniz bir ortamı oluşturmak için uğraşmanız gerekebiliyor. Bu da vakti olmayan biri için iyi değil. KDE’nin en güçlü olduğu özelliği malesef en zayıf yönü aynı zamanda. Gözümde en iyi masaüstü olarak kalıyor KDE ama şu karmaşıklık işini çözmeleri Linux masaüstünü kurtaracak hamle olabilir. Ancak şu haliyle yeni kullanıcıları korkutma potansiyeline sahip. Tarayıcıda Google gelmeyince korkup bilgisayarı kapatan biri için oldukça karmaşık.

GNOME için hiç iyi şeyler düşünmüyordum. Sonra 3.8 sürümüyle biraz toparladılar classic’i geri getirdiler ve yeni özelliklerle birleştirdiler çünkü. Ancak geliştiricilerin tavırları sayesinde tekrar tiksindim kendisinden. Terminal’in arkaplanını transparan yapmak isteyen kullanıcının açtığı hata kaydına çok güzel bir cevap verdiler. “NO”. Sonra kullanıcı yapılan saçmalığı başka sitelerde paylaşınca bugzilladan atıldı. Hatta bu olayı paylaşan herkesi atmaya başladılar. Sonuç olarak zaten kızgın olan insanları kızdırmaya devam ettiler. Ben de malesef bu gruptayım. Görünümde yaptıkları güzel şeyler olmasına rağmen kullanımın neredeyse imkansız bir masaüstü oluşturmaları beni benden almıştı. Üzerine bu çok güzel oldu çok da iyi oldu. Dolayısıyla bu durum değişmediği sürece GNOME’dan bir şey olmaz. Bence… Tabi daha sonra bu sözlerimden pişmanlık duyabilirim o ayrı konu :D

Cinnamon yeni bir kullanıcı için gelinebilecek en güzel ortamlardan biri. Kolay kurulum, kolay kullanım ve az sıkıntılı bir ortam. Kullanılabilecek en iyi ortamlardan biri. Biraz kalite eksiği var elbette. Ama daha çok yeniler umarım var olan şeyleri tekrar oluşturma olayını çabuk bitirip kendine has özellikler geliştirebilirler. Yoksa şu ana kadar yapılan işler boşa kürek çekmek olabilir. Bunun dışında çok genç olması sebebiyle benim için biraz zayıf ama listemde üst sıralarda.

Unity Canonical’ın kapalı geliştirme politikası sebebiyle oldukça canımı sıkmakla beraber yaptıkları işler oldukça güzel. Ubuntu öntanımlı olarak en güzel görünen masaüstü bence. Unity’yi gözönüne alıp ekranı tam ortadan dikine bölüp sol tarafa, başlatıcı simgelerinin olduğu tarafa bakınca tasarımla ne kadar uğraşıldığını anlayabiliyorsunuz. Aynı görüntüyü KDE ile elde etmek mümkün. Ancak görsel tasarımla uğraşan biri için hemen kavranabilecek bir değişiklik son kullanıcı için o kadar kolay olmayabiliyor. Tasarımcı bir logoya baktığında ışığın gelişi, gölgeler ve çeşitli adını unuttuğum efektlerin nasıl uygulandığını anlayabiliyor ancak son kullanıcılar daha çok logodaki şekil ve renklere odaklanıyoruz. Kendimiz aynı etkiyi yaratmaya çalışınca mutlaka eksik bir şeyler kalıyor. En azından benim için böyle. Üst paneldeki simgeler içinde aynı durum geçerli. Ancak ekranın sağ tarafında (çok bir şey yok aslında sağ tarafta) menülere tıklayıp dolaştığınızda font ve tema hariç o kadar uğraşılmadığını farkediyorsunuz. Canonical her sürümde ufak değişiklikler yapıp belli bir kaliteye ulaşmak istiyor anladığım kadarıyla. Apple’ın yaptığına benzer bir şey yapmaya çalışıyor yanlış anlamadıysam. Ancak açık geliştirilse çok daha hızlı devam edebilecek işleri kapatarak oldukça yavaş devam ediyorlar. Firefox OS ile Ubuntu Touch’ın hangisinin daha çok destek aldığını karşılaştırarak ne demek istediğimi anlayabilirsiniz. Kendi klavye kısayollarına alışırsanız kullanım sorunlarını da bir nebze aşabiliyorsunuz ancak bir KDE değil tabi ki.

LXDE-XFCE-MATE ortamlarına mecbur kalmadıkça yaklaşmıyorum. Tamamen güzel görünmeme ve özellik eksikliğinden kaynaklanıyor. Eski ya da yavaş bir makine varsa elbette çok iyiler. Aynı şekilde workstationlar için de çok iyiler çünkü sürümlerde az değişiklik oluyor. Özellikle MATE workstationlarda çok iyi bir tercih olabilir.

Karanlık Taraf

Windows tarafına baktığımızda ise Windows 8’in hipsterlar için üretildiğini görebilirsiniz. Çünkü klavye kullanırken bir anda ekrana dokunmanızı gerektirebilecek hareketleri mevcut yeni nesil dizüstülerde. Bu da daktilodaki alt satıra geçme ile aynı hareketi yapmanız anlamına geliyor.

Windows 7’de ise durum daha iyi tabi kullanıcı açısından. Hipster olmaya zorlanmıyorsunuz çünkü. Fontları ayarlayacak bir truetype yazılımı var ki bu görünüm sıkıntısını oldukça çözen bir olay. Güvenlik, hantallık vs gibi yazılımsal sıkıntıları çok fazla bildiğiniz gibi. Ancak görünümde bazı iyi olduğu yanları var. Aslında Linux masaüstünden tek farkı hazır olarak ayarlanmış gelmesi. Onun dışında ben artı bir yanını göremiyorum.

Mac’te yanlış bilmiyorsam her sürümde azar azar ufak tefek değişiklikler geliyor. Görünüm yıllardır çok ciddi bir değişiklik yaşamadı ve size oldukça az değişiklik yaptırıyor. GNOME ve Unity’nin örnek aldığı model bu.

Bunlar dışında ciddi bir artıları yok bence. Bilenler aydınlatırsa sevinirim tabi ki.

Değerlendirme

Linux masaüstü şu an paramparça olmuş durumda. Hangi masaüstü diye sorulursa şu diyebileceğim bir cevabım yok. Duruma göre masaüstü seçme durumundasınız. Bu hem iyi hem kötü. Diğerlerinin arasından sıyrılıp biraz daha öne geçen bir masaüstü olup farklı durumlarda kullanılabilecek masaüstleri yaşamaya devam ederse Linux masaüstünde yürür gider bence.

Canonical’ın ve GNOME’un yaptığı gibi inovatif yeni özellikler, Unity’deki gibi üzerinde uğraşılmış tasarım, KDE’dekine yakın bir özelleştirme, KDE’deki toplulukçu yaklaşım, KDE’deki kullanım kolaylığı birleşirse ortaya güzel bir sonuç çıkabilir.

Bunu başarabileceğini düşündüğüm masaüstü KDE. Caledonia gibi bir tasarım + önceden yapılandırılmış kolay geridönülebilir bir paket. Belki fontlar ve GTK uygulamalarının görünümü için de bir şeyler düşünülebilir. Bazı dönüşümlerin kolaylaştırılması da çok iyi olabilir. Mesela Unity’ye benzer bir görünüm için işler kolaylaştırılabilir.

Not: Yazıyı yazdıktan sonra uzunca bir süre taslak olarak bekledi.bu sürede küçük bir şey ekleyeyim. KDE istiyorsanız openSUSE diyorum. Üstelik fontları bozamadım :D. 1-click install gibi güzel özellikleri de var. Bir şans verilmeli mutlaka.

%d blogcu bunu beğendi: